| |
 |
|
| ALİ EKBER ÇİÇEK İLE ŞÖYLEYİŞİ |
Babasını Erzincan depreminde kaybetti Çevresindekiler ona Ali Baba diyor. Babası Ali Bey'i
1939 Erzincan depreminde kaybetti. Sazı katıldığı cemlerde öğrendi. 12 yaşında İstanbul'a gelip amelelik yaptı ama sazı elinden hiç bırakmadı. TRT'de Alevi semahlarını, deyişleri ilk seslendiren sanatçı oldu. Halen TRT repertuvarında 54 arşiv kaseti mevcut.'Haydar Haydar', 'Gönül gel seninle muhabbet edelim', 'Böyle ikrar ile böyle yol yolunan', 'Derdim çoktur hangisine yanayım' gibi yüzlerce türküyü hayatımıza kazandıran Ali Ekber Çiçek, hem sesiyle hem sazıyla
Türk halk müziğinin yaşayan efsanesi. |
|
|
|
 |
 |
 |
 |
| |
 |
|
| MUSA EROĞLU İLE ŞÖYLEYİŞİ |
1946 yılında Mut’un Kumaçukuru köyünde doğmuşum. Ailede dedemden başlayarak, babamdan bize gelen müzik geleneği vardı. Ben de o kervana katıldım. Köyümüzün gelenekleri de bu doğrultuda idi. Herkes çocukluğunda doğal olarak bu kervana katılmak zorunluluğu duyuyordu. Neden katılıyor derseniz. Birlikte çalma söyleme(çığırrma) koşan alayı nefes söylenecek.
Birlikte oynanılacak. Köyün geleneklerinde yansıyan, kaçınılmaz simgelerdi. Bu zaman akımı içinde yoğrulduk, yoğrulmaya devam ediyoruz. Türkiye radyolarında çaldığım, söylediğim ezgilerde bunları yansıtmaya çalışıyorum.
|
|
|
|
 |
 |
| |
 |
|
| SABAHAT AKKİRAZ İLE ŞÖYLEYİŞİ |
Evet zor iş tabiki insanın kendisini anlatması…
Ama; işte Sivaslı babam “Arguvan kökenliyiz biz. Bende gurbetçi olan Ailemle birlikte
Almanya’da kaldım. Daha sonra kesin dönüş yaptık. Çok güzel ustalarla çalıştım. 20 Albüm yaptım. 21 birinciyde sütüdyoda bitirme aşamasındayız. Birde uluslararası Festivallerde; Anadolumuzun sesini taşımaya çalıştık. 20 yılı geçirdim profesiyonal olarak. Daha bir çok projelerim var. Tabiki uluslararası Festivallerde, Anadolunun kültürünü taşımak, şereftir
diyorum ama; bu arada Serüven projelerimiz daha var!
|
|
|
|
 |
 |
| |
 |
|
| MUSTAFA ÖZARSLAN İLE ŞÖYLEYİŞİ |
Sivas Şarkışla doğumluyum bölge itibarıyla Aşık Veysellerin, bir çok ozanın halk aşığının yetiştiği bir bölgeden geliyorum. Uzun yıllar önce Ankara’ya yerleşmişiz. Lise eğitimimi Ankara 50.YıL Lisesinde tamamladıktan sonra İşletme fakültesini bitirdim. Halen Ankara da yaşamaya devam ediyoruz. 1994 yılında Gurup Çığ’ı kurduk.1998 de ilk albümümüzü yaptık. Herkes İstanbul’a gitmeyi tercih ederken, biz Ankara da kalmayı bir vefa borcu olarak gördük. Avustralya ya ilk defa geleceğiz. 98 den beri Avrupa da birçok şehre gittik bu sene Avustralya ya ve muhtemelen Ocak ayında da Amerika ya gideceğiz. Bunun içinde bir heyecan var.
|
|
|
|
 |
 |
| |
 |
|
| SELDA BAĞCAN İLE ŞÖYLEYİŞİ |
"Tabibu arada plak satışı 1 milyonu aşmıştı. Benim tarzım çok değişik gelmişti insanlara.
Bir de Deniz Gezmiş’ler hapisteydi. Hatta millet beni Deniz Gezmiş’in nişanlısı sanmıştı, öyle birdedikodu yayılmıştı. Oysa ben onunla tanışmıyordum bile. Ama millet arasında böyle yayılmış. “Mahpushanelere GüneşDoğmuyor” türküsünü onun içinyaptığımı sanıyorlardı. Oysa ben bu şarkıyı Ankara Radyosu’nun “Köylü Saati” programında Neşet Ertaş’tan duymuştum." Bağcan ayrıca Türkiye'de yasal olarak ilk Kürtçe müzik söyleyen kişinin de kendisi olduğunu söylüyor.
"1990 yılında Anadolu konserleri düzenledim,1994 te Koçero için yayın izni alabildik.
|
|
|
|
 |
 |
| |
 |
|
| ÖZLEM ÖZDİL İLE ŞÖYLEYİŞİ |
İlk bağlama ve repertuar derslerini babası Dursun Özdil'den aldı. Sivas'ta yitirdiğimiz genç
Ozan Hasret Gültekin ile tanışma vesilesiyle; Sevgili Özlem’in müzik hayatında yeni bir çığır açılmış oldu. Anadolunun geleneksel yaşam tarzı ve kültürel değerleri halk müziği sevdalısı
ve Türkülere gönül vermiş, sazını ve sesini Halk Müziğine adamış genç bir sanatçı.
Dedelerimiz, babalarımızdan kalan mirası bugünün değerleri ve gerçeği ile yoğurarak daha
büyük ve köklü bir geçmişi gelecek nesillere aktarmak için büyük bir çabanın sahibi, Türkiye'ye döndüğü günden bu yana genç yaşına rağmen kendini bu anlamda yetkinleştirmektedir.
|
|
|
|
 |
 |